KALKINMA VE TEKIRDAG

Mustatli_Golu
Daha Fazla Göster

Türkiye’nin en çok tarım arazisi kaybı yaşayan ilk 10 kenti sıralamasına giren Tekirdağ yol ayrımında; ya sanayileşme yolunda yürüyecek ya da tarım topraklarını koruyacak. Son tartışma ise organize sanayi bölgesi projesi nedeniyle yapılıyor. Uzmanlara göre, proje hayata geçerse, 4 bin dekarı aşan tarım arazisi yok olacak.

 Yeni Tekirdağ Limanı’nın yakınına kurulması planlanan Tekirdağ Organize Sanayi Bölgesi (TORSAB) projesi tarım arazilerinin korunması ile ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi. Konuyu araştırmaya başladığımızda Tekirdağ Valisi olan Ali Yerlikaya, Toprak Koruma Kurulu’nun başındaki isim olarak projeyi destekliyordu. Röportaj taleplerimize ne Vali’nin özel kaleminden, ne de Tekirdağ İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden olumlu yanıt geldi.

 TORSAB’ın proje alanı Tekirdağ-Çanakkale yolu üzerinde, kentin hakim bir tepesinde. Eğimsiz ve oldukça verimli tarım arazilerinin yayıldığı geniş bir alan.

Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği adına Tekirdağ Ziraat Mühendisleri Odası, Tekirdağ İdare Mahkemesi’ne projenin iptali istemiyle dava açtı ve geçen Aralık ayında dava karara bağlandı; istem haklı bulundu. Karara Tekirdağ Valiliği bir üst mahkemeye başvurarak itiraz etti, hukuki süreç devam ediyor.

“Teklif çok cazip”

TORSAB’ın yapılacağı alanda çiftçilerle konuştuk. Tarla sahibi çiftçilerden biri de Hasan Katırcı. Çocukluğundan beri baba topraklarında tarımla uğraşıyor. Limanda taşımacılık da yapıyor. Ailece Tekirdağ’daki hem sanayi hem de tarım sektörünü yakından izliyorlar. Katırcıya göre TORSAB ile ilgili teklif oldukça cazip:

 “Şimdi açık konuşmak gerekirse, verdikleri para iyi. Ben bu tarlayı yıllarca ekip biçsem, bu kadar kazanamam. Masrafı, derdi, tasası olmadan peşin olarak yıllar içinde elde edemeyeceğim parayı elime sayacaklar. Buna bu yöredeki hiçbir çiftçi hayır demez. Ama tarım önemli. Biz bu topraklarda büyüdük. Bu kadar büyük bir kazanç varken, projeye çiftçilerin karşı çıkmasını beklemek gerçekçi değil. Bunu devlet yapacak, yasalar yapacak.”

Civardaki köylere de uğruyoruz. Köylünün çoğu aynı fikirde. Arazisi TORSAB sınırları içinde yer alan çiftçilere piyango çıkmış gözüyle bakılıyor. Ama asıl kızgınlık, projeden çok önceden haberdar olan rant avcılarına. İsminin belirtilmesini istemeyen bir köylü son beş yıllık süreci şöyle anlatıyor:

“Bölgemizde önce doğalgaz çıktı. Doğalgaz şirketleri geldi ve tarlalarımıza kuyular açmaya başladı. Milli servet dedik, sesimizi çıkarmadık. Daha sonra bölgeye İstanbul ve Ankara’dan alıcılar gelmeye başladı. Büyük araziler alıyorlardı. Dönümü 3 bin lira eden araziye 5 bin verdiler. İhtiyacı olan köylü sattı. Ben de onlardan biriyim. Sattığım tarlanın 20 dönümü TORSAB’a giriyor. En son devlet metrekaresine 35 lira veriyordu. İstanbul’dan gelip benim arazimi alan adam buraya tesadüfen gelmedi ya! İlla ki bir yerden ona haber geldi.”

Sorularımızı yanıtlayan, kuruldaki Ziraat Mühendisleri Odası temsilcisi Cemal Polat, Tekirdağ’da organize sanayi bölgeleri için yeterince tarım arazisinin heba edildiğini söyleyerek, yeni projeye karşı çıktı. Polat’a göre projenin uygulanması halinde Tekirdağ, 4260 dekar stratejik önemi yüksek toprağını kaybedecek:

“Çevre Düzen Planı’nda der ki: Mevcut, imarlı sanayi alanlarında yüzde 75 doluluk oranı sağlanmadan yeni yerler için araştırma yapılamaz. Şimdi Çorlu, Muratlı, Hayrabolu hattında bizim mevcut sanayi bölgelerimiz var. Dedik ki: Bunu buraya yapmayın. Muratlı’da zaten organize sanayi var. Demiryolu da önüne kadar geliyor. Çünkü tırlar, kamyonlar Tekirdağ’a girdiği zaman trafik zaten karman çorman olur. Üstelik gözden çıkartılan tarım arazileri birinci sınıf. TORSAB’ın ne kadar çevreyi kirleteceği hiç önemli değildir. O topraklara sanayi eken felaket biçer. Türkiye nüfusunun besin ihtiyacını karşılama noktasında orası kadar verimli bir alanın betonla örtülmesi, başlı başına bir çevre katliamıdır.”  

 Ancak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, son 10 yılda kentteki toplam tarım arazilerinin yüzde 16,93’üne denk düşen çok değerli 654 bin dekarı sanayi ve yapılaşmaya kurban edildi. 

 ‘Trakya tarımsal sit alanı ilan edilmeli’

Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Adiloğlu, sanayinin önemli bir gelişmişlik göstergesi olduğunu düşünüyor. Ancak modern, sanayileşmesini tamamlamış ülkelerin tarım arazilerine verdiği öneme de dikkat çekiyor:

“Bana göre, Tekirdağ’ı da içine alan Trakya bölgesi tarımsal sit alanı ilan edilmeli. Çünkü burada hakim olan bitkiler buğday ve ayçiçeğinde Türkiye ortalamasının iki, üç katı verim alınıyor. Böyle toprakların amaç dışı kullanılması gelecekte açlık tehdidi ile karşı karşıya kalmamıza neden olur. 1 cm kalınlığında toprağın oluşumu için 500 yıl gerekiyor. Ama bir santim toprağı yok etmek için birkaç saniye yeterli. Parayla her şeyi satın alabilir veya üretebilirsiniz. Ama toprak ithal etmek, üretmek mümkün değildir.”

Büyükşehir Yasası

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi yeni yasal düzenlemenin ardından İl Özel İdaresi’nin yetkilerini devraldı. Bu çerçevede kentteki tarımsal faaliyetlerin geliştirilmesi de belediyenin alanına girdi. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak programının yoğunluğu gerekçe göstererek, sorularımızı belediye bünyesinde oluşturulan Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hacı Aslan’a yönlendirdi. Aslan İstanbul’un Trakya’ya büyük yük getirdiğini düşünüyor:

“İstanbul gibi hızlı büyüyen bir şehre komşuysanız, onun olumsuzluklarından muhakkak etkilenirsiniz. Amacım kentimizdeki sıkıntılara mazeret bulmak değil. Ancak çözümün, İstanbul’un büyümesinin disipline edilmesinde olduğunu düşünüyorum.”

 Aslan, İstanbul’dan çıkartılan sanayi tesislerinin gelişmek için en uygun bölge olarak Trakya’yı gördüğünü, ancak bu yönelimin yılardır Türkiye’nin en verimli tarım arazilerini tehdit ettiğini söylüyor. Aslan, TORSAB konusunda ise, Toprak Koruma Kurulu’nda temsilcisi olan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin tutumunu net olarak ortaya koymadı:

“Belediye Başkanımız Asyaport ve TORSAB projelerinin kentin gelişimi ve istihdam için önemli olduğunu düşünüyor. Ben kişisel olarak TORSAB’ın o bölgeye yapılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Trakya’da halihazırda birçok sanayi bölgesi var ve oralar değerlendirilebilir. Kurul oyçokluğu ile projeyi onayladı, oda temsilcileri konuyu yargıya taşıdı. Belediye Meclisimiz bir komisyon oluşturdu. Komisyon proje ile ilgili değerlendirmesini henüz tamamlamadı.”

Türkiye topraklarının yüzde 3’üne sahip olan Trakya bölgesi, ülke nüfusunun yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor. Uzmanlar sanayi tesislerinin tarıma elverişli olmayan bölgelere yönlendirilmesi halinde yeni yatırım alanlarının oluşturulabileceğini söylüyor. 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir