Fabrika Ayarlarına Dönmek Şart – 2023

fabrika ayarlarına dönmek
fabrika ayarlarına dönmek
Daha Fazla Göster

Fabrika Ayarlarına Dönmek Şart – 2023

Fabrika ayarlarına dönmek nedir? Fabrika ayarlarına dönmek nasıl olur? Fabrika ayarlarına nasıl dönülür? Ülkeler fabrika ayarına dönmek için ne yapmalıdır? Bu yazımızda, değişim ve dönüşüm nedir, nasıl gerçekleşir, bunlara değineceğiz.

Memleketin sıkıntılı hali malum…

Ne yapmalı?” dendiğinde hemen herkes kendine göre bir çözüm de önermiyor değil. Reform mu yapacağız mesela?

  • Şurayı şurayı düzeltirsen hepsi düzelir.
  • Önce buradan başlayacaksın, öbürü daha sonra da olur!
  • Bunu yapanı teşhir edeceksin teşhir, ibreti alem için!
  • Yok yok, bence sallandıracaksın şöyle üçünü beşini Taksim’de!
  • Bence ahlak bozuk, önce ondan başlamalı!
  • Bir kere daha beyaz sayfa açmadan olmaz!
  • Denetim dediğin ciddi olacak kardeşim!

Ve daha neler neler…

Fabrika Ayarlarına Dönmek – Türkiye Cumhuriyeti

Fabrika ayarlarına dönmek nedir?

Çözümde epeyce çok seslilik olsa da, şikayet tek noktada aslında: Düzen toptan bozuk! Toptan değişim şart.

Memleketten başlayıp kendi durumuna kadar hemen herkes bir şeylerin yolunda gitmediğinde mutabıksa, galiba bütün mesele işi düzeltmeye nereden ve nasıl başlanacağından kaynaklanıyor.

Öyle ya, neresinden başlasan olur bir şeyler mutlaka olmasına da, hani tam orasını düzelteceksin. Bu sefer de bir başka tarafından çökecek iş ya da suyu çıkacak.

Ne yapacağız peki?

Fabrika ayarlarına dönmek nasıl olur?

Ulemamız, Latinceden iki kavramı öne sürüyor bu işlerde:

  1.  İlki “Ceteris Paribus”, yani “Diğer bütün durumlar sabitken!”
  2. İkincisi ise aşağı yukarı bunun tam tersi: “Mutatis Mutandis”, yani “Değiştirilmesi gerekenler değiştirildi!” hali.

Çok alışılagelmiş kavramlar değiller ama bunları biraz açıp örneklendirdiğimizde galiba şu “işi neresinden tutalım da düzeltelim” konusunun anlaşılması kolaylaşacak. Şimdi ya da bir gün, diyelim ki ilgili bakanından sade vatandaşına kadar hemen herkesin şikayetçi olduğu vergi düzenimizi düzelteceğiz.

fabrika ayarlarına dönmek
Fabrika Ayarlarına Dönmek Nedir?

Fabrika ayarlarına dönmek için reçeteler neler acaba??

  • Önce sıkı bir denetim başlatalım ki kimse kaçırmasın!

Fabrikasından işportasına kadar hemen her birinin başına dikiyorsunuz maliyeciyi diyelim. Bu, mevcut modelin doğruluğundan hareketle çözüm arayanların görüşüdür. Ne oluyor? kaçıp kurtulma şansını kaldırdığından işletmelerin çoğu çöküyor. Çünkü hepsinin iç dengeleri de piyasa dengeleri de yarı resmi-yarı gayrı resmi düzene ayarlı. Konfeksiyon mesela; sadece işçiliğini tam kayda geçir ayakta bir tane atölye kalmaz.

  • Oranları arttıralım, bütçe açığı kalmasın!

Aynen içkilerdeki vergi işine döner. Devletin geliri artsın diye arttırırsın oranı, bu sefer kayıt dışı şahlanır. Milletin iniltisi arşı alaya çıkar. İyi de sorunların başında kayıt dışılık yok muydu? işler resmiyetle yarı yarıya değil mi?

  • Servetleri vergilendirelim!

Hadi yap bakalım da, adamın arabasından tekerin birini mi alacaksın yazlığının bir odasını mı? Çünkü buradan para gelene kadar zaten beklemekten batarsın. Gelen tepki cabası.

Nakit servetinden alayım desen daha kanun tartışılırken o paralar pırrrr! Sonra da bekle ki yastık altından çıkıp bankalar sistemine ya da yurda dönsün.

  • Benzinin, otomobil alımının vergisini düşürelim, bak dünyada rekor bizde! Üstelik seçimlerde bas bas bağırmadık mı?

İyi de birader, o zaman da ucuz araba alıp ucuz benzin kullananlar bu trafiği iki katına çıkarıp yollar lebalep araba olmaz mı? Sen bunların üzerine basa basa mı geçeceksin yollardan? Sonra olmayan dövizini tüketimini coşturacağın petrole mi vereceksin ithal arabaya mı? Döviz açığını coşturmak çözüm mü?

  • Önce af çıkaralım, sonra kanuna uymayanı cezalandıralım! Kaç kere yaptın olmadı. Kırk yıllık “Yani” olur mu “Kâni” hikayesi. Yani sebep devam ederken sonuç değişmez.

Üstelik bir yandan da çıkarılmış kanunlar insanları zora soktu diyorsan bu dediğin zaten “adaletsiz sistemi” silip silip yeniden uygulamaya sokmak anlamına gelmez mi?

  • Bakalım gelişmiş ülkelere, onların kanunlarını aynen alalım!

Çok güzel… Zaten bir ara Kanada’da falan aranmıştı bu model. Haydi kanunu gidip oradan, İsveç’ten, Japonya’dan aldın ama senin ekonomin o gelişmiş ülkenin ekonomisi değil ki? Bir düşünsene, senin yolların balçık ise orada adamın lüks otomobili mi daha iyi gider yoksa senin traktör mü?

  • Bütün vergileri indirelim, piyasa rahatlasın!

Hadi rahatlatalım da, ortaya çıkan açığı kapatacağım derken bu sefer de aşırı borçlanmadan yiyeceğin kazıktan, alacak bekleyen alacaklı, hizmet bekleyen ahalinin taleplerine kadar kime ne diyeceksin? Bu iş “Okullar olmasa milli eğitimi ne güzel idare ederim” lafına benzemiyor mu? Vergi almadan vergicilik olabilir mi?

  • Bilmem neyin amortismanını kısaltalım, fire oranları gözden geçsin, hurdaya çıkmış makinenin katma değer vergisini şöyle şöyle yapalım!

Pardon, sen memleketin vergi sorununu mu düzeltiyorsun yoksa muhasebende ayağına takılan konuları mı dile getiriyorsun? Bunun neresini reform diye savunacağız?

Ve daha neler neler…

Fabrika Ayarlarına Dönmek
Fabrika Ayarlarına Dönmek

Fabrika Ayarlarına Dönmek için: Tümden Değişim ve Dönüşüm

Hadi bu iş biraz teknik kaçtıysa durumu bir fıkrayla daha kolay anlaşılır hale getirelim. Öyle ya, fıkralar en basit şekilde anlatır bir çok gerçeği.

Kasabadaki doktorun kapısında hastalar sıra sıra; biri çıkıyor biri giriyor. Sürekli hasta bakan doktor bir ara sıkışıp koridora çıkınca sıranın arkalarından çocuklu bir kadını görüp duruşlarında biraz gariplik fark etmiş.

– Hanım senin çocuğun durumu biraz acil galiba, sen sıra bekleme gir içeri gir!

Kadın girmiş içeri. Kucağındaki çocuğun başı yana yatık. Doktor sormuş:

– Nedir bu çocuğun hali hatun, hayırdır?

– Doktor bey, bu geçen gün salıncaktan düştü de boynu böyle kaldı. Başını tutamıyor halen.

– Dik bakalım ayaklarının üzerine bastır hele.

– Basamıyor doktorum, eşek tepti, bacakta biraz kırık var zaar.

– Nedir bu kafasındaki yaralar?

– Sorma doktorum, geçende sobanın üzerinde çorba kaynatıyordum, tencere kafasına devrildi de yandı biraz.

– Peki şu gözler neden kayık bakıyor öyle?

– Doğuştan doktorum, ona bizden bir şey olmadı, Allah’tandır ne diyeyim.

Doktor düşünmüş, düşünmüş, sallamış kafasını sağa sola. Sonra demiş ki:

– Hanım hanım, çağır kocanı, birlikte geçin şu paravanın arkasına ve hemen soyunun!

Kadın şaşırmış??

– Aman doktor, bizde bir şey yok yanlış anlama, şu çocuğa bakasın diye geldim ben buraya. Bizde bir şikayet yok!

– Tamam tamam, biliyorum! Sen kocanla yine de geç şu tarafa soyun. Bu çocuğun öyle tedaviyle falan düzeleceği yok, yeni baştan yapacaksınız!

Fabrika ayarlarına dönmek neden şart?

Fabrika ayarlarına dönmek nasıl olur? Mesele biraz aydınlandıysa dönelim biz yine işin teknik tarafına. Eğer memlekette bir şey tepeden tırnağa bozuksa, onu öyle orasını burasını tek tek ele alarak düzgün hale getirmek mümkün değildir. Çünkü tek tek yapılan bütün düzeltme önerileri ancak ve ancak Latincesinde dendiği gibi “Ceteris paribus” yani “bu işin diğer tarafları sabit” yani onlar bir kenara varsayımıyla doğru sonuç verir.

Aynen, temeli kaymış bir binanın çatısını aktarmakla, menteşesi çıkmış kapıya kilit vurmakla bir şey olmayacağı gibi.

Oysa bizde aynen vergi düzeninde olduğu gibi, bir şeyin hemen her tarafından şikâyet varsa, onun bir tarafını düzeltseniz öbür tarafları belki daha da bozulur. İşte bu nedenle, sistemin adeta sil baştan yapılması gerekir ki, bu ölçülerde yapılacak olanın adı da öyle reform falan olmaz, bu yeni bir “model” hatta adeta “devrim”dir.

Üstelik, biz bize benzeriz diyoruz ya hep, yani bunun bir anlamı da “Biz kendimizden başkasına yani başkalarına benzemeyiz” demektir; İşte kurulacak o modelin de, makrosuyla mikrosuyla bu memleketin ekonomisine, bu ülkenin piyasasına, kaynaklarına, bu toprakların halkına, bu halkın ihtiyaçlarına, havasına suyuna ve tabii ki politik şartlarına bağlı olarak “yeniden” kurulması gerekir.

Aynen Latinlerin “Mutatis mutandis” anlayışıyla yani “değiştirilmesi gereken her şey değiştirildikten sonra” dedikleri gibidir o olacak iş.

Başka türlü “bak biz çok şeyi değiştirdik” desek de tabii ki çok şeyler değişir ama sonuç değişmez.

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir