CUMHURİYETİ ANLAMAK

29-ekim-cumhuriyet-bayrami
Daha Fazla Göster

ATATÜRK’Ü VE CUMHURİYET BAYRAMINI

ANLAMAK VE KAVRAMAK

Av. Celal TOPKAN

Türklerin tarihlerinde ve geleneklerinde savaş kazanan komutanlar, hep kendi adlarıyla devlet kurmuşlardır.

Hun imparatorluğu, Göktürk devleti, Uygurlar Krallığı, Avar Kağanlığı, Hazar Kağanlığı, Karahanlı Devleti, Gazne Devleti, Büyük Selçuklu Devleti, Harezmşahlar Devleti, Timur İmparatorluğu, Babür İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu gibi.

Kurtuluş Savaşı’ bittiğinde Mustafa Kemal tek belirleyici ve karar vericiydi. Kendi adıyla anılan bir Türk devleti kurmak isteseydi hem buna muktedirdi. Hem de halk buna karşı çıkmazdı.  Ayrıca da o sırada komşu ülkelerden İran Şahlıkla, Irak Krallıkla, Afganistan Krallıkla yönetiliyordu. Sovyetler Birliği Proletarya diktatörlüğü ile, Batı Avrupa ülkelerinden Fransa, İngiltere, İspanya, Portekiz Krallıkla, İtalya Benito Mussolini, Almanya Adolf Hitler diktatörlüğü ile yönetiliyorlardı.

Yani Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı Mustafa Kemal, Savaş sonrası kendi adıyla anılan bir devlet kursaydı, bu Türklerin tarihlerine uygun bir uygulama olurdu. Halk buna hazırdı. Dünyada da yadırganmazdı. Kendisi de bunu yapmaya muktedirdi.   

Fakat Mustafa kemal Atatürk, Türklerin tarihine ve geleneklerine uygun davranmadı. Tarihte o güne kadar örneği yaşanmamış bir komutanlık ve liderlik ortaya koydu. Kendi adıyla anılan bir devlet kurma, tek adam olma, padişah, kral, diktatör olma peşinde koşmadı.

Savaş sonrası insanı merkez alan, insana değer veren, insanı önemeyen, insanı yüceltmeyi amaçlayan halk egemenliğine ve yurttaşlık esasına dayanan Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Kendisinin yüceltmenin değil, halkını yüceltmenin peşinde koştu.  

Devrimler yaptı. Devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, değişim ve dönüşümlerle, insanının yüceltilmesi amaçlandı. Aklı ve bilimi miras olarak bıraktı. Bir gün gelir benim düşüncelerim bilim ve akılla çelişirse, akıl bilimden yana olun dedi.

Yaşamı cephelerde savaşlar geçmiş olmasına karşın, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra “Savaş zaruri olmalıdır, zaruri olmayan savaş cinayettir” dedi.“Yurtta ve Dünya’da Barışı” savundu. Atatürk’ün girişimi ile Türkiye ile Türkiye’nin Doğusundaki komşu devletler, İran, Irak, Pakistan arasında 7 Temmuz 1937tarihinde Sadabad Paktı dostluk ve barış anlaşması imzalandı.

Türkiye ile Türkiye’nin Batısındaki komşu devletler Yunanistan, Romanya, Arna­vutluk, Bulgaristan, Yugoslavya, Roman­ya arasında 9 Şubat 1934 tarihinde Balkan Paktı dostluk ve barış anlaşması imzalandı. Türkiye’nin doğusu ve batısı bir barış ve huzur bölgesi oldu.

1923-1938 arasında dışarıdan borç alınmadan, bir taraftan ülke imar edildi. Modern ve çağdaş kurumlarla donatıldı. Osmanlı Devleti’nden devralınan borçlar ödendi. Diğer taraftan da ortalama yüzde 6.5 büyüme gerçekleştirildi.

Kasım 1938 yılına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın önde gelen medeni ve uygar devletler topluluğu arasında, onurlu ve saygın yerini aldı.

Batılısıyla Doğulusuyla dünyanın önde gelen tarihçileri, sosyal ve siyaset bilimcileri, Türkiye’nin önde gelen tarihçisi Prof. Dr. Halil İnalcık, sosyal ve siyasetbilimcisi Prof. Dr Suna Kili, Sosyal ve hukuk bilimcisi Prof. Dr. Ergun Özbudun,

Fransız bilim adamı dünyanın önde gelen siyaset bilimcisi ve sosyoloğu Maurice Duverger,

Dünyanın önde gelen ünlü İngiliz tarihçi Arnold J. Toynbee,

Moskova Devlet Üniversitesi öğretim üyesi ve Rusya’nın en önde gelen şarkiyatçılarından Prof. Dr. Mihail Meyer

Rus Araştırmacı Prof. Dr. Aleksandır Uşakov,

ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Kentucky Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Dr. Arnold Ludwig,

Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Örgütü UNESCO başta olmak üzere uluslararası kurumlar ve kuruluşlar,

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu Mustafa Kemal Atatürk’ü yaşayan lider olarak kabul ettiler. Atatürk’ün liderliğini, dünce felsefesini, Atatürk’ün yönetiminde yapılan devrimleri, devrimlerle yaşama geçirilen yenilik, değişim ve dönüşümleri örnek alınacak ve örnek gösterilecek bir sistem ve model olduğunu kabul ettiler. Mazlum ülkeler örnek gösterdiler.

Siyaseti kendisi için yapanlar,

Halkı değil kendisini ve çevresini zengin etmenin peşinde koşanlar,

Halkı yüceltmenin değil kendisini yüceltmenin peşinde koşanlar,

Hem ülkeyi tek başlarına aldıkları kararlarla yönetip hem de Atatürk’ü tek adam ve diktatör olmakla suçlayanlar,

Atatürk’ün gölgesi bile olamazlar.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir