SERTİFİKALI TOHUM BİLMECESİ

sertifika
Daha Fazla Göster

SERTİFİKALI TOHUM BİLMECESİ

Sertifikalı Tohum Kullanmayan 2018’de Destek Alamayacak

2018 yılında yapılacak hasatlar için ekimler şimdiden başladı. Yaz aylarından itibaren başta hububat ürünleri olmak üzere güzlük/kışlık ürün yapılıyor. Ancak 2018’de tarımsal alanda yeni prosedürlerin uygulanacağını ve destek almak için çeşitli şartların geçerli olacağını da belirtmek gerekiyor. Artık bitkisel torum desteği almak için sertifikalı tohum kullanmak gerekecek ve bu tohumları kullanmayan şahıslar tarım desteklerinden hiçbir koşulda yararlanamayacak.

Söz konusu yönetmelik 1 Ocak 2017 tarihinde yönetmeliğe girmişti. Ancak 2018 yılından itibaren uygulanmaya başlanacak.

Sertifikalı Tohum Nedir?

Tescil edilmiş çeşitlerden elde edilen, Tarla ve Laboratuar kontrolleri neticesinde genetik, fiziksel ve biyolojik değerlerinin standartlara uygunluğu belirlenmiş, ambalajlanmış ve etiketlenmiş belgeli tohumluklara Sertifikalı Tohum denir. Bu işlemden geçmemiş tohumluklara da vasıfsız tohum denir.

Sertifikalı tohumluk tescilli bir çeşide ait olduğundan genetik potansiyeli yüksektir. Bu sayede gübre, su ve ilaç gibi girdilerden daha etkin olarak yararlandıklarından üretim maliyetlerini düşük tutarak ekonomik üretim imkânı sağlarlar. Sertifikasız tohumluk ile üstün verim ve yüksek kalitede ürün almak mümkün değildir.

Sertifikalı tohumlar Nasıl üretilir?

Tarla özenle seçilir, tohumluk üretimi yapılacak tarlalar çok iyi hazırlanır. Çeşit karışımının önlenmesi için temiz tarlaya ekim yapılır ve uygun yetiştirme teknikleri uygulanır. Ayrıca, mekanik karışıma sebep vermeyecek izolasyon mesafesi, ön bitki şartlarına uyulur.

Tarlada başak-bitki temizliği yapılır. Hasattan önce tohumluk yapılacak parsellerin her metrekaresi dolaşılarak; yabancı çeşitlerin ve hastalıklı bitkilerin en iyi görüldüğü zamanda diğer tür ve çeşitler ile karışım unsurları (diğer ürünler, zararlı yabancı otlar, yabancı otlar gibi) tarladan uzaklaştırılır. İl Tarım Müdürlüğü elemanlarınca tarla kontrolü yapılır. Tarla kontrolünü kazanan parseller çeşit karışımına meydan verilmeden tohumluk olarak hasat edilir.

Modern tesislerde elenir. Modern tohumculuk  tesislerinde sertifikalı tohumluklardan  hastalıklı ve cılız daneler, şekil bakımından farklı olan daneler ayırıcılarla ayrılır.  Zayıf, kırık dane, yabancı ot tohumları, yabancı çeşitler, cansız yabancı maddeler temizlenir.

Laboratuar Kontrollerinden Geçer. Modern tohum hazırlama tesislerinde elenen tohumluğa sertifika raporunun verilebilmesi için, bu tarlalardan usulüne uygun olarak alınan örnekler laboratuar analizlerine tabi tutulur. Safiyet ve çimlenme yönüyle standardı tutan numunelere, sertifikalı olduğunu gösteren orijinal veya sertifikalı tohumluk sertifika raporu verilir. Sertifika raporu alan tohumluklar, hastalıklara karşı ilaçlanır, ambalajlanır, etiketlenir ve dağıtıma hazır hale getirilir.

EKERLERSE NE OLUR?

Çifçiler de aynı hassasiyetle kendi tohumluğunu üretiyor ama, sertifika konusunda sorunlar yaşıyor ve ürününü bu nedenle satamıyor. Siyasetçilerin aslında öncelikli olarak çiftçinin bu sorununu çözmeleri ve çiftçinin 2500 lira verip tohum almak yerine kendilerinin 1000 liraya mal ettiğİ tohumu kullanmalarını sağlaması gerekiyor. Yerli üretim ancak böyle gerçekleşir…

Buğday Derneği’nin Koordinasyon Kurulu üyesi Mehmet Gürmen’e göre sertifika şartı şöyle bir tablo yaratacak:

“Köylü üreticinin pazarlardaki üretimlerinin büyük bir çoğunluğu yasaklanmış olacak. Mesela şehirler arası yollardaki ufak tezgâhlar açmış teyzelerin/amcaların salça, ekmek, bulgur, pekmez v.b. gibi mamullerin hemen hemen tamamı yasak olacak. Yine kayıt altında olmayan Ayaş Domatesi, Deli Bezelye, Urla Börülcesi, Pembe Domates ve birçok yerel çeşit artık ekilemez olacak.”

Gürmen şöyle devam ediyor:

“Ekerse telif kanununa muhalefet etmiş olur. Aynı kaçak mp3 dinlemek gibi. İlçeye gidip bayiden tescilli tohumun parayla satın alınması gerekiyor. Ayrıca teknik sebeplerden dolayı melezleme yapılmış tohumlardan her sene tohum ayırıp tekrar ekmeniz verimli bir yol olmadığı için de Fatma teyze her sene gidip o bayiiden ücreti karşılığı tohum satın almak zorunda kalıyor. Bu örnekteki firmanın istediği zaman bu tohumun üretiminden vazgeçmesi halinde o tohumun kayıplara karışma tehlikesi var.”

Buğday Derneği bu sorunun yanıtını şöyle açıklıyor:

“Milli Tarım atılımı yapalım derken, hali hazırda ‘milli’ olan ve on binlerce yıldır bu topraklarda nice medeniyetlerin tarımını yaptığı atalık / yerel tohumlar artık ekilemeyeceği için bu tohumların yok olması anlamına geliyor.

Bu tohumların satışı 2006 yılında çıkan Tohumculuk Kanunu ile zaten yasaklanmış, dolayısıyla dağıtımı ve kullanımı kısıtlanmıştı. Bu noktada küçük çiftçi; sağlıklı gıda (besin değeri yüksek, zehirsiz- sentetik gübresiz üretilebilen) ve tarımda, ekonomik bağımsızlık anlamlarında yolun sonuna doğru geliyor. 

Dernek, acilen yerel tohumla ilgili söz konusu hazırlıktan geri adım atılması gerektiğini belirtiyor.

CİFTÇİ – SEN;

“Yönetmelik, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’yla başlayan tohumun köylülerden koparılması ve şirketlere devir edilmesi sürecini tamamlayan niteliktedir. Çiftçilerin yerel tohumlar ile üretim yapmasını olanaksızlaştırmaktadır. Yönetmelik geri çekilmelidir. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu da ‘BM Köylü Hakları ve Köyde Yaşayan Diğer İnsanların Hakları Bildirgesi’nin 19. Maddesine uygun bir şekilde yeniden düzenlenmelidir. Yerel tohumlar, adıyla sanıyla belirlenmeli, ‘yöresel isimleriyle’ belirlenip kamu tarafından kayıt altına alınmalıdır. Kayıt altına alınan bu yerel tohum çeşitleri ortak varlık olarak tescil edilmelidir. Ortak varlıkların hiçbir koşulda özelleştirilmemesi için yasal güvence sağlanmalıdır. Böylece ülkenin hiçbir koşulda dokunulamayacak modifiye edilemeyecek bir yerel tohum envanteri ortaya çıkartılmış biyoçeşitlilik korunmuş olur.”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir